Markalar
 
SERTİFİKALAR

 

SERTİFİKALARIMIZ
 
 PRIMA KLIMA SIEGEL
 
Almanya CO2 emisyonu üzerine çalışma yapan, kar amacı gütmeyen  çevre  kuruluşu.

 ECOCERT
 
Fransa ISO 65 (EN45001) Standartlarına göre akredite olmuş çevre kontrol ve sertifikasyon kuruluşu.
 

 GREENPEACE ENERGY

 VEGAN
 
ABD hayvan ve çevre sağlığı ile ilgili çalışmalar yapan sivil toplum kuruluşu.
 
 ETKO 
 ETKO Tarım ve Köyişleri Bakanlğının 11.04.2003 tarih ve PPD-ET-1/2003-2920 sayılı kararı ile ORGANİK TARIM'da kontrol ve sertifikasyon işlemleri için yetkilendirilmiştir.
 ETKO Avrupa Birliği tarafından akredite edilen ilk Türk Kontrol ve Sertifikasyon Kuruluşudur.
 www.etko.org/
 
                                                                                               
U.S.EPA
Design for the Environment
   A.B.D. Çevre Koruma Örgütü
 
U.S.D.A.
CERTİFİED BİOBASED PRODUCT
Amerika Birleşik Devletleri Tarım Dairesi
 
Astma-Allergi Forbundet
Danimarka Astım ve Alerji Kuruluşu
FAİRTRADE İNTERNATİONAL (FLO) 

Adil ticaret, gelişmekte olan ülkelerdeki üreticilere yardım etmeyi ve sürdürülebilirliği teşvik etmeyi amaçlayan pazar odaklı organize bir sosyal harakettir. Hareket, sosyal ve çevresel standartlarının yanı sıra üreticilere daha yüksek ödeme yapılmasını savunur. Özellikle, gelişmekte olan ülke lerden gelişmiş ülkelere yapılan ihracatlarda bilhassa el işleri, kahve, kakao, şeker, çay, muz, bal, pamuk, şarap, taze meyve, çikolata, ve çiçek gibi ürünler üzerine yoğunlaşmıştır.

Adil ticaretin stratejik amacı güçsüz kalmış üretici ve işçilerle çalışarak, onların ekonomik açıdan kendi kendilerine yeterli hale gelmelerine yardımcı olmaktır. Aynı zamanda uluslararası ticarette daha büyük bir rol oynamalarını hedeflediği gibi kendi organizasyonları içinde de daha fazla pay sahibi olmalarını sağlamayı amaçlar. Adil Ticaret savunucuları arasında, Christian Aid, SERRV International, Oxfam, Amnesty International, Catholic Relief Services, ve Caritas International gibi bir grup uluslararası kalkınma destek, sosyal, dini ve çevre örgütleri vardır.

2008'de Adil Ticaret sertifikalı satışlar dünya çapında yaklaşık 4.08 milyon doları bulmuş ve bir önceki yıla göre %22 artış göstermiştir. Bu oranlar dünya ticaretinde tüm ticari mallar arasında ufak bir bölümü oluştururken, bazı ürünler için, kendi ürün grupları içerisinde %20-50 arasında değişmektedir.

Haziran 2008 de Uluslararası Adil Ticaret Tescil Kurumu(Fair Trade Labelling Organizations International - FLO) yaklaşık 7.5 milyon üretici ve ailelerinin adil ticaret uygulamalarıyla finanse edilmiş altyapı, teknik destek ve toplumsal kalkınma projelerinden faydalandığını hesaplamıştır.

aA AMER
                                                                   EU/non-EU Agriculture

AB’nin “avro yaprağı” olarak adlandırılan yeni organik ürünler logosunun kullanımı ön ambalajlaması yapılmış gıda ürünlerinde 1 Temmuz 2010’dan itibaren zorunlu hale getirilmiştir. Bu tarihten sonra ithal edilecek ürünlerde söz konusu logonun kullanımı isteğe bağlıdır. AB Organik Logosu, AB normlarına göre organik üretimin onaylanmasını ifade etmektedir. Logonun yanında, ürünlerde kullanılan hammaddelerin nerede üretildiği de belirtilmelidir. Hammaddelerin orjini 'EU Agriculture', 'non-EU Agriculture' veya 'EU/non-EU Agriculture' şeklinde belirtilmelidir. Eğer hammaddelerin tümü sadece bir ülkeden (AB içi ya da dışı) geliyorsa söz konusu ülke ismi belirtilebilmektedir.

Üreticilerin ürettikleri ürünü bir diğer AB ülkesinde satmak istemeleri durumunda, söz konusu AB ülkesinde tüketiciler tarafından bilinen ulusal veya özel bir logo da eklemeleri mümkündür. Ancak AB organik logosu zaman içinde tüm AB tüketicilerince tanınacaktır. AB organik logosu hakkında daha fazla bilgi için, Avrupa Komisyonu’nun Tarım ve Kırsal Kalkınma, Organik Tarım sitesine başvurulabilir. http://ec.europa.eu/agriculture/organic/home_en
 

                                 AGRİCULTURE BİOLOGİQUE

                                                     www.agriculturebio.org/

1985 yılından bu yana Fransa tarım bakanlığı tarafından düzenlenen Fransanın organik ürün standartıdır. Bu logoyu taşıyan organik ürünler en az % 95 organik içerikli olmak ve Avrupa Birliği içerisinde üretilmek zorundadır. Üreticiler EN 45011'e uygun olarak akredite edilmiş bir denetleme kurumu tarafından denetlenir. Sertifika 2008 yılından bu yana L'Agence Bio tarafından yönetilmektedir.

                                                  EKO Skal

                                                               www.skal.nl/

SKAL, Almanya ve Hollanda hükümetlerince yetkili kılınan bir etiket. Organik üretim metotlarını denetleyen SKAL tarafından denetlenen firmalar, ürünleri sertifikalandırıldıktan sonra EKO kalite sembolünü kullanmaya hak kazanıyor. Ürünün ambalajında yer alan EKO kalite sembolü, tüketiciye ürünün doğal ve çevre dostu yöntemlerle üretildiğini garanti ediyor.

                                                             

 


 

Basından Haberler

 

 

 
Temizlik Ürünü Kimyasallar ve Evlerdeki Gizli Tehlikeler
 

 

Evlerdeki Gizli Tehlikeye Dikkat!

Özellikle evlerdeki birçok ev eşyası ve tekstil ürününün üretildiği kimyasal maddelerin alerjik, toksik, hatta kanserojen olduğu belirten Dr. Dinççağ, Türkiye'de gerek ekonomik imkanlar gerekse yapılanmasındaki eksiklikler nedeniyle tüketici hareketinin tüketiciyi bu konularda aydınlatması ve bilinçlendirmesinin mümkün olmadığını kaydetti. Dr. Dinççağ, "Özellikle kimyasal maddeler konusunda REACH (Kimyasal maddelerin kaydedilmesi, etiketinde bildirilmesi, araştırılması ve olumsuz etkilerinin incelenmesi ve otoritelerce açıklaması gibi temel özelliklerin baş harflerinin İngilizce'si) projesi başlatılmıştır.

Birçok ev ürününün üretiminde kullanılan kimyasal maddenin kanserojen olabileceği, insan genetiğini bozabileceği, üreme sistemine olumsuz etki yapabileceği belirtilmektedir. Birçok kimyasal maddenin çocuklar için tehlikeli olabileceğine dikkat çekilmektedir. Hayatımızın bir parçası olan birçok araç ve gereç bu açıdan tehlike taşıyabilir" dedi.

Evlerimizin banyosunda, bahçede kullanılan lastik botlarda PVC olduğunu ifade eden Dr. Dinççağ, "PVC kadmiyum ve pyhtaletler içerir, kadmiyumun kanserojen olduğu bilinmektedir. Akciğer kanseri yapar ve böbreklere zarar verir. Pythaletler alerjiktir ve endokrin (hormon sistemimize) zarar verir. Ev tekstili olarak kullanılan yatak örtülerinde formaldehit vardır. Formaldehit şiddetli zehirdir. Alerji yapar, kanser tehlikesi taşır. Yine ev tekstilinde kullanılan azo boyaları kanserojendir.

Yatak örtülerinde DDT ve Metil Paration kalıntıları bulunabilir bunlar çok zehirli pestisitlerdir. Bazı kimyasal maddeler Avrupa Birliği ülkelerinde yasaktır ancak gelişmekte olan ülkelerde kullanılmaktadır. Havlularda formaldehit ve azo boyaları bulunur. Buzdolabı, bilgisayar gibi dayanıklı tüketim mallarında yanmaması için kullanılan bromated flame retardants (BFRs) vücutta biriken bir madde içerir ve hormonal sistemimizi bozar.

PBBs ve PBDEs'nin Avrupa Birliği ülkelerinde, elektrikli ve elektronik ürün yapımında kullanılması 2005 Temmuz ayında yasaklanmıştır. Çocuk oyuncaklarında 6 pyhalatın kullanımı yasaklanmıştır. Butadine çocuk oyuncaklarında kullanılmaktadır ve kanserojendir. Genetik yapıyı bozar ve sinir sistemi ve böbrekleri olumsuz etkiler. Bu bilgiler ışığında, özellikle ucuz ve kalitesi bilinmeyen maddelerin sağlık açısından risk taşıyabileceği unutulmamalıdır" diye konuştu.

haber7
************************************************************************************************
Por Çöz Yasaklandı!

'Por Çöz' adlı kireç ve pas sökücünün, % 20'den fazla oranda nitrik asit içerdiği için yasaklandığı bildirildi...

Almanya'da satışı, AB Komisyonu nihai bir karar alıncaya kadar geçici bir süre yasaklanan "Por Çöz" adlı kireç ve pas sökücünün, yüzde 20'den fazla oranda nitrik asit içerdiği için yasaklandığı bildirildi.
Almanya Federal Çevre Dairesi (UBA) bilim birimi müdürü Bettina Rechenberg, Almanya Türk Toplumu (TGD) tarafından düzenlenen bir toplantıda, Almanya'da geçerli olan Temizlik Malzemeleri Yasası uyarınca insan sağlığına ve doğaya zararlı olan malzemeleri yasaklama hakları olduğunu belirterek, Federal Risk Değerlendirme Enstitüsü'nün (BFR) araştırmalarını dikkate alarak böyle bir yasak getirdiklerini söyledi.
Bu konuda "Por Çöz"ü üreten Antalya'daki Levent şirketi ile ürünlerin Almanya'da dağıtımını yapan Karakuş şirketine, eyalet hükümetlerine, Alman hükümetine ve AB Komisyonu'na bilgi verdiklerini ifade eden Rechenberg, ürünün Almanya'da satışa sunulduğunun kendilerine bildirilmediğini, nitrik asit ihtiva etmesi ile ilgili daha önce bir yönetmelik olmadığı için Karakuş şirketi tarafından daha önce satışına izin verilmiş olduğunu kaydetti.
AB Komisyonu bu konuda nihai kararını verene kadar "Por Çöz"ün Almanya'daki dükkanlarda satışının yasaklanmış olduğuna işaret eden Rechenberg, "Yüzde 20 orandan daha fazla nitrik asit içeren temizlik malzemelerinin genel olarak yasaklanmasını talep ettik. Ancak çok fazla nitrik asit ihtiva ettiği için AB Komisyonu'na gönderdiğimiz raporda, Por Çöz'ün adını da andık" diye konuştu.
Levent şirketinden de kendilerine bir yanıt geldiğini kaydeden Rechenberg, "Por Çöz'ü üreten Levent şirketi de konuyu ciddiye alıyor ve farklı bir karışım hazırlamak istiyor" dedi.
AB Komisyonu'nun yasak kararına karşı çıkması durumunda ne olacağı şeklindeki bir soruya karşılık da Rechenberg, böyle bir şey olacağını tahmin etmediklerini, ancak karara uymak durumunda olduklarını, belirli verilere göre sadece kısıtlamalar getirilmesi durumunda Almanya'da da bu kısıtlamalara uyulacağını söyledi.
BFR Zehir Vakaları Komisyonu Başkanı Axel Hahn da, zehirlenme derecelerini değerlendirerek önerilerde bulunduklarını belirterek, yanlışlıkla söz konusu kireç sökücüden içen 3 yaşındaki bir Türk kızının ağır şekilde zehirlendiğini ve 1 ay boyunca hastanede tedavi görmek zorunda kaldığını ifade etti.
Kireç sökücünün içinde yaklaşık yüzde 25 oranında nitrik asidin bulunduğunu, nitrik asidin boğaz ve solunum yollarını, ayrıca mideyi tahriş edebileceği gibi metalle teması halinde zehirli nitrik gazların da oluştuğunu, bunların da akciğer embolisine, yani akciğerlerin su toplamasına neden olabileceğini kaydetti.
Hahn, kullanılırken cilde de zarar veren nitrik asidin, daha sonra iyi havalandırılmayan tuvaletlerde de zehirli gazlarla insanlara zarar verebileceğine dikkat çekti.
Federal Çocuk Güvenliği Çalışma Grubu Başkanı Stefanie Maerzhaeuser de, söz konusu kireç sökücüden bir yudum bile alınması durumunda bunun çok kötü sonuçlar doğurabileceğine işaret ederek, bir hastanın 3 yıl içinde benzer bir olaydan dolayı 78 kez ameliyat olmak zorunda kaldığını söyledi.
Hastanın boğaz ve midesindeki ağır tahrişler nedeni ile bir şey yiyemediğini de ifade eden Maerzhaeuser, akciğerde su toplanmasının da nefes alıp vermekte zorluk çekilmesine ve kalbin daha fazla yorulmasına neden olduğu için özellikle yaşlı insanlarda ölüme bile neden olabileceğini kaydetti.
TGD Genel Sekreteri Nalan Arkat da, TGD'nin BUND ve TEMA gibi çevre örgütleri ile çevrenin korunması amacıyla bazı projelere destek verdiğini hatırlatarak, vatandaşların sağlık konusunda bilgilendirilmesi ve bilinçlendirilmesinin kendileri için çok önemli olduğunu, bu nedenle böyle bir toplantı yapmayı gerekli gördüklerini söyledi. (AA)

bugün, 15/11/2010
*************************************************************************************************

Ambalajlardaki Büyük Tehlike

Gıda ambalajlarında kullanılan bazı kimyasallar kızlarda erken ergenliğe yol açıyor, yetişkinlerde ise şeker ve kanser riskini artırıyor.

Hormonları taklit eden bu kimyasallar, yetişkinlikte şeker ve kanser hastalıkları riskini de artırabiliyor. Daily Mail'in haberinde, kızlarda ortalama ergenlik yaşının bir kuşak içinde bir yıl erkene çekildiği kaydediliyor. Doktorlar, beslenmedeki iyileşme ve çocukların kilolarındaki artışın bunun sebebi olduğunu söylüyor.
Ancak bazı araştırmacılar, kadınlık hormonu östrojeni taklit eden kimyasalların erken ergenlikteki faktörlerden biri olabileceğini belirtti. Yapılan araştırmada, "phthalates, phenols and phytoestrogens" sınıfı kimyasallara maruz kalmanın kızlarda "ergenliğin zamanlamasını bozabildiği" belirlendi.
BİN 151 KIZ, İKİ YIL BOYUNCA TAKİP EDİLDİ
Araştırma bin 151 Amerikalı kız üzerinde yapıldı. Araştırma başladığında 6-8 yaş arasında olan kızlar iki yıl boyunca takip edildi. Kızların idrar örneklerinde bu kimyasalların yaygın bir şekilde görülebildiği belirtildi. Araştırmaya katılan kızların üçte birinde erken ergenlik işaretleri saptandı.
New York'taki Mount Sinai tıp okulundan Dr. Mary Wolff, araştırmaların kızlarda erken ergenliğin olumsuz toplumsal ve tıbbi etkilerinin olabileceğini, bunlar arasında kanser ve şeker hastalığı riskindeki artışın da bulunduğunu söyledi.
Dr. Wolff, "Meme bezlerinin gelişiminde bazı hassas dönemler olduğunu düşünüyoruz ve bu kimyasallara maruz kalmak yetişkinlikte meme kanseri riskini artırabilir" dedi.

hürriyet 11/04/2010
*************************************************************************************************

Temizlik Ürünleri Tehlikeli

Domuz gribinden korunmak için kullanımı aşırı derecede artmış durumda olan genel temizlik alışkanlıkları, anti bakteriyel jellerin kullanımı ve kolonyalı mendillerin aşırı kullanımı tehlikeli olduğu belirtiliyor.Anti bakteriyel jel ürünlerin kullanımı domuz gribine karşı hiçbir koruyucu özelliği olmadığını belirten Dr İslam Yıldırım; “Domuz gribi bir virüs tarafından oluşturulmakta iken anti bakteriyel jeller ise bakterilere karşı kullanılmamalı. Bu tür ürünlerin aşırı kullanımında jellerin domuz gribini engellemek bir yana bulaşmasına zemin bile hazırlar” dedi.
Jellerin aşırı kullanımda elerdeki koruyucu tabakayı ortadan kaldırabileceğini belirten Dr İslam Yıldırım; “Bundan dolayı zararlı bakteriler ve virüsler ellere daha kolay şekilde yerleşmekte be hastalığa sebep olabilir” diyor.
Çocukların bu tür ürünlerden uzak tutulmasını öneren Dr Yıldırım, mutlaka kullanılması gerekiyorsa ebeveyn kontrolünde kullandırılmalıdır diyor.
Grip virüslerine karşı kolonyanın antibakteriyel jellere göre daha koruyucu olduğunu belirten Yıldırım kolonya kullanımında da aşırılıktan sakınılmasını önererek temizlikte de dengeli olunması gerektiğini belirtiyor.
Özellikle yoğun çamaşır suyu kullanan hanımlarda çamaşır suyunun solunum yollarını tahriş ederek virüslere açık hale getirdiğini belirten Dr Yıldırım, genel temizlikte saç, tırnak, genel vücut temizliği, düzenli banyo, ellerin düzenli yıkanması, kıyafet temizliği gibi kişisel kurallar genel sağlık için son derece önemli olduğunu hatırlatıyor.
Ellerin doğal ve klasik sabunlarla yapılmasını öneren Dr İslam Yıldırım, “Dezenfektan içeren sabunları kullananlar, çok fazla el yıkayanlar, onun üzerine alkol ve dezenfektan kullanan kişilerin cilt üzerinde zararlı bakterilerin girişini engelleyerek koruyucu tabakayı yok ediyor” diyor. Bu nedenle vücut çıplak kaldığını ve bakteriler vücuda çok daha rahat girebiliyorlar, deri bütünlüğü bozduğu belirtiliyor.
Aşırı dezenfektan kullanmanın kirlilik kadar tehlikeli olduğunu belirten Dr Yıldırım, kullanılan ürünlerin Sağlık Bakanlığı’ndan Kozmetik Kanunu'na uygun üretildiğine dair üretim izin belgesinin olup olmadığının kontrol edilmesi ancak bu bile bu ürünlerin yüzde yüz güvenli olduğu anlamına gelmediğini belirtiyor.

timetürk. 29/11/2009
**************************************************************************************************

Temizlik Malzemeleri Kanser Yapıyor

Kadınlar, kullandığı temizlik maddeleri sebebiyle 55 binin üzerinde zararlı kimyasala maruz kalıyor. İçlerinde kanser yapan da var, sinir sistemini bozan da.
Tepeden tırnağa kimyasala, hormona, çevresel atıklara, radyasyona.... Daha aklınıza gelebilecek onlarca zararlı maddeye maruz kalıyoruz.
PARLATICILARDAKİ KANSEROJEN
Biz henüz farkında olmasak da Amerika ve Avrupa ülkelerinde kimyasalların insan hayatını olumsuz etkilediği yüzlerce araştırmayla ispatlanmış durumda. Devlet de sivil toplum da bu konuda çok hassas. Okullarda öğrencilere özel eğitimler veriliyor. İnsanları bu tür arayışlara sevk eden en önemli sebep temizlik maddelerinde kullanılan kimyasalların verdiği zararlar tabii ki. Lavaboların temizliğinde kullanılan maddeler de çamaşır deterjanları da insan sağlığını tehdit ediyor çünkü.
Mesela, bulaşıkları parlatan kimyasalların içinde kanserojen maddeyi arıtmak için durulama programlarını en az iki kez çalıştırmak ya da makineden çıkan bulaşıkları tekrar sirkeli su ile elde yıkamak gerekiyor. Günlük koşuşturmaca içinde kaç hanım böylesi bir zahmete girebilir ki?
AHŞAP TEMİZLİĞİ İÇİN
Piyasada yüzey temizleyici diye satılan ürünlerin hepsinde insana ve çevreye zararlı kimyasallar bulunuyor. Kimyager Ayşe Kuralay, zararlı kimyasalların ekstra temizleme gücünün olmadığını söylüyor. Ayşe Hanım'ın önerdiği alternatiflere gelince: "Ahşap temizliği için bir yemek kaşığı limon suyu ile iki yemek kaşığı zeytinyağını karıştırın. Karışımın küçük bir miktarını temiz toz bezine dökün ve ahşap yüzeyi dairesel hareketlerle ovun.
ÇAMAŞIR SUYUNDAKİ TEHLİKE
Kadınların sık kullandığı çamaşır suyu da çok zararlı. Dokuz Eylül Üniversitesi Çevre Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Mustafa Odabaşı, bunların kanser riskini önemli ölçüde arttırabileceğini söylüyor. Çamaşır suyu içeren ürünlerin, amonyaklı veya asidik (tuz ruhu, kireç çözücü gibi) temizlik maddeleriyle karıştırılması zehirli gazların (klor gazı ve klor aminlerin) açığa çıkmasını sağlıyor, ortamdaki oksijeni durduruyor ve insanları nefes alamaz hâle getiriyor. Bu tür zararlı maddelerin aşırı teneffüs edilmesi hâlinde solunum yolları ve akciğerde tahribata yol açıyor.
KORUNMAK iÇiN ZERDEÇAL
Kimya Mühendisi Fatma Betül Şahin'e göre, her insanın cildinde zamanla ağır metaller birikiyor. Özellikle de civa ve alüminyum. Bu maddeleri detoks banyoları, egzersiz ve sauna ile atmak mümkün. Şahin, vücudumuzu hangi bitkilerle temizleyeceğimizi ise şöyle açıklıyor:
"Deve dikeni tohumu güçlü bir antioksidandır, karaciğer koruyucudur, hücre yenileyicidir.
Zerdeçal da kanserojen maddeleri atar.
Yeşil çay kanser oluşumunu engeller. Tarım ilaçlarının kalıntılarının atılmasını sağlar.
Ayı üzümü böbrekleri temizler.
Karnıyarık otu çekirdeği kalın bağırsağın florasını koruyup toksinlerin karaciğerden uzaklaşmasına yardımcıdır. Tarım ilaçları kalıntılarına karşı da herkes tarafından bilinen keten tohumu etkilidir."
ÇOCUKLARI KORUYALIM
Türkiye’de denetimler ciddiyetle yapılmadığından birçok temizlik ürününde kullanılan kimyasallar etiketlere yazılmıyor. Bilinçli tüketiciler de alternatif arayışlara giriyor. İşte onlardan birileri de yüksek kimya mühendisi Kudret Livaoğlu ile Fatma Betül Şahin. Her iki hanım da çocuk sahibi olduktan sonra kimyasalın çocuklarına vereceği zararı düşünerek mesleki birikimlerini bu konuyu araştırmada kullanmaya başlamışlar. Arkadaşlarına "Kimyasallardan uzak durun!" mesajı vermişlerdir.
SAĞLIKLI HAYAT
Mozaik Yayınları'ndan çıkan kitaplarının ismi Zararlı Kimyasallardan Korunma Yöntemleriyle Sağlıklı Hayat. Kitapta gıda katkı maddeleri, içecekler, gıda işleme sırasında oluşan toksik maddeler, pişirme ve saklama kapları, ambalajlar, ağır metaller, tarım ilaçları, genetiği değiştirilmiş gıdalar, fonksiyonel gıdalar, kozmetikler, temizlik ürünleri ve toksin arındırma yöntemleri anlatılıyor.
Eser hem adını bile duymadığımız kimyasallar hakkında bilgi veriyor hem de onların zararlarını anlatıyor. Ayrıca kimyasalların doğal alternatiflerini de gösteriyor.

aksiyon 30/09/2009

****************************************************************************************************

Yaşamı Kolaylaştıran Zehirleyiciler

Yaşadığınız şehirden uyuduğunuz odaya kadar önemli sağlık tehditleri...

Yaşam kalitesini düşüren çevresel faktörler sağlığımız üzerinde olumsuz etkiler yarattığı gibi yaşlanma sürecini de hızlandırıyor. İçinde yaşadığınız şehirden uyuduğunuz odaya, temizlik malzemelerinden televizyona kadar...
Olumsuz koşullardan kaçınmak sağlıklı ve genç bedenin şifresi olduğu kadar yaşlanma etkilerinin önüne geçmenin de anahtarıdır...
Çevrenizde aslında pek çok şey sizi yaşlandırıyor. Sigara içmek, sigara dumanına maruz kalmak hava kirliliği, ultra viyole ışınlar gibi bir çoğunu bildiğiniz birçoğunu ise görmezden geldiğiniz beklide hiç üzerinde düşünmediğiniz; tüketilen besinlerin yetiştiği ortam ve toprak, günlük yaşamı kolaylaştıran mikro dalga fırınlar, cep telefonu, bilgisayar, elektrik cihazları, elektronikler ve akşamları en yakın dostunuz saatlerinizi paylaştığınız gizli düşman televizyon.
TELEViZYONLU ODADA UYUMAYIN
Elektrikli cihazlar başucumuzu bile kaplamışken hızla yaşlanmak kaçınılmaz. Elektromanyetik alanların insana zarar verdiği kanser riskini arttırdığı ve yaşlandırdığı artık biliniyor. Buna rağmen yaşlanmaktan, sağlığını kaybetmekten korksa da insanlar yatak odalarında televizyon bulundurmaya, başucunda cep telefonlarını şarja takmaya ve televizyonun neredeyse karşısından kalkmamaya devam ediyor.
Bu olumsuz şartların ortadan kaldırılması yaşlanma sürecini yavaşlatacaktır. Elektrik prizlerinin yatağınızın çevresinde olmamasına dikkat etmeli, televizyon karşısında mümkün olduğunca uzakta oturulmalıdır. Çünkü televizyon mesafe arttıkça elektromanyetik ışınlar azalır. Aynı şekilde kullandığınız bilgisayarın ekranının elektromanyetik ışın yansıtmaması gerekir. LCD adı verilen monitörler eletromanyetik ışık yansıtmadığı için daha sağlıklıdır.
KIŞ MEVSiMiNiN ÖNEMi
Kış mevsimi gerek dışarıda gerekse ev içinde solunan havanın daha hızlı kirlendiği bir mevsimdir. Hava kirliliğinin yaşlandırıcı etkileri kadar kalp ve solunum yolu problemlerine neden olması ve bu hastalıkları olanların şikayetlerini arttırması bakımından önemlidir. Kış mevsiminde hava kirliliğinin yoğun yaşandığı dönemlerde özellikle bağışıklık sistemi zayıf olanların, kanser, kalp ve akciğer, solunum sistemi hastalıkları olanların dışarıya çıkmaması alınacak önemli tedbirlerin başında geliyor.
TEMiZLiK MADDELERi DOST DEĞiL
Ev ve iş yerinde iç mekanlarda hava kirliliğine neden olan bir diğer etmen asbesttir. İnşaat endüstrisinde, ısı yalıtımında, sürtünmeye direnci azaltmak için kullanılır. Kanserojen asbest tozları solunan havaya karışmasıyla akciğer kanseri başta olmak üzere birçok kanser türüne zemin hazırlar. Ev temizliğinde kullanılan ve ev içi hava kirliliğine neden olan bazı maddeler yaşlanma etkilerini hızlandırmaktadır. Bunların seçimi ve kullanımı ile zararı en az boyuta çekmek mümkündür.
Egzoz gazındaki kanser riski
Egzoz gazı, kurşun, sülfat, asbest hava kirliliğine neden olan maddelerdir. Kalp,solunum ve akciğer hastalıklarının oluşum riskini arttıran bu hava kirliliğinin yaratıcı maddeleri aynı zamanda astım, akciğer kanseri, solunum yolu hastalıklarının nedeni olduğu gibi en yoğun yaşlanma etkisine sahip unsurdur. Hava kirliliğinin yoğun olduğu günlerde fazla dışarıda bulunmayın, dışarıda spor yapmayın, mümkünse ortamınızı değiştirin.
Kirli hava tehdit ediyor
Ev içinde hava kirliliği yaratıyorsanız uzun saatlerinizi geçirdiğiniz yuvanız tam bir tehdit ortamı demektir. İç mekanların havasını kirleten en büyük unsur Radon gazıdır. Mekanlara topraktan sızarak girer. Özellikle bodrum katlarında birikir. Radon açığa çıkaran taşlardan inşa edilmiş evler, havalandırması iyi olmayan beton binalar risk alanlarıdır. Radon gazının oldukça tehlikeli boyutu akciğer kanserinde önemli rol oynamasıdır.

bugün,24/12/2008

**************************************************************************************************

Kimyasallar Bebeğe Zarar Veriyor!

Annenin kanına karışan bazı kimyasal maddelerin, yeni doğan bebeğin gelişimi ve zekası için tehlikeli olduğu bildirildi.

Paris’te düzenlenen kimyasal maddeler ve üreme konusundaki konferansta açıklanan, 3 yaşına kadar bebekler üzerinde yapılan bir araştırma, göbek kordonundaki poliklorobifenil (PCB) maddesinin oranı ne kadar yüksekse bebeğin bilişsel gelişiminin bu oranda olumsuz yönde etkilendiğini gösterdi.

Flaman Teknoloji Araştırma Enstitüsü’nün yaptığı araştırmaya imza atanlardan Greet Schoeters, yüksek oranda PCB’nin bebeğin konuşma ve oyun oynama becerisini etkilendiği belirterek şunları ekledi:
"PCB seviyesi ne kadar yüksekse bebeğin doğduğundaki kilosunun o kadar az, daha sonra ise bebeğin aşırı kilolu olma riski vardır."

Boya çimento, döküm malzemeleri, yanmaz kumaş gibi maddelerde bulunan PCB’nin, 1970’li yıllarda yüksek oranda zehirli olduğu için yasaklanmasına karşın, halen doğada kalıntılarına rastlanıyor. Hem üretimi hem de imhası sırasında çevre kirliliğine yol açan bir madde olarak kabul edilen PCB’nin, canlıların sistemine girebildiği de saptanmıştı.

KURŞUNA MARUZ KALMAK DA ZEKA GERİLİĞİNE NEDEN OLUYOR

Aynı konferansta Polonya’daki Jagiellonian Üniversitesi’nden Wieslaw Jedrychowski, anne karnında çok az da olsa (kanda 5 mikrogram/desilitreden az) kurşuna maruz kalan özellikle erkek çocukların bilişsel gelişiminin olumsuz yönde etkilediğini belirtti.

Bilim adamı Jedrychowski’nin Polonya’da 460 yeni doğan bebek üzerinde yaptığı araştırma anne karnında çok az da olsa kurşuna maruz kalan erkek çocukların zeka katsayısının ortalama 9 puan az olduğunu ortaya koydu. Bu olumsuz etki, kız çocuklarında belirgin olmadı.

Jedrychowski, dikkat eksikliği, zeka geriliği ve öğrenme güçlüğünün çocuklarda 36. haftadan itibaren görüldüğünü ifade etti.

milliyet 26/11/2008

********************************************************************************************

Leke Açıcı Kremler Tehlikeli

Kara borsada satılan leke açıcı kremlerin son derece tehlikeli olabileceği, İngiltere'deki bir örnekte görüldü.

Londra'da bulunan Hammersmith Hastanesinden Tricia Tan ve Tony Golgstone, 3 yılda yaklaşık 13 kilo alan, 18 ay boyunca hamile kalamayan, kol, sırt, karın ve bacaklarında yırtıklar oluşan, sürekli mantar hastalığından şikayet eden ve kas güçsüzlüğü olan 28 yaşında aşırı kilolu bir kadını tedavi ederken, kadının bu şikayetlerine kara borsadan satın aldığı leke açıcı kremlerin neden olduğunu gördü.

Doktorlar önce kadına böbrek üstü bezlerinden salgılanan glukokortikoid hormonlarının kanda aşırı miktarda bulunmasıyla ortaya çıkan Cushing sendromu tanısı koydu, ancak yapılan kan testleri tanıyı yalanladı.

Daha sonra kadının izinsiz olarak leke açıcı krem satan bir mağazadan bu kremlerden aldığı ve 7 yıl boyunca haftada 2 tüp kullandığı anlaşıldı. Doktorlar, kaşıntı tedavisinde kullanılan ve fazla kortizon içeren bu kremin doktor tavsiyesi olmadan 2 haftadan fazla kullanılmaması gerektiğini belirtiyor.

Tan ve Golgstone'un raporları, The Lancet dergisinde yer alıyor.

milliyet, 15/02/2008

**********************************************************************************************

Şampuandan Bebeğe Kimyasal Geçebilir

ABD'de yapılan yeni bir araştırmada, bebek losyonları, pudraları ve şampuanlarında bulunan "phthalates" adlı zararlı kimyasalların bebeklere geçebildiği belirtildi.

Pediatrics dergisinin internet sitesindeki habere göre, Washington Üniversitesinden Dr. Sheela Sathyanarayana'nın başkanlığında yapılan araştırmada, 2 ila 28 aylık 163 bebeğin bezlerindeki idrarda bulunan çeşitli türdeki "phthalates" seviyesine bakıldı.

Araştırmada, tüm idrar örneklerinde, ölçülebilir seviyede en az bir phthalates bulunduğu, örneklerin yüzde 81'inde ölçülebilir seviyede 7 veya daha fazla phthalates bulunduğu tespit edildi.
Sathyanarayana, bebek losyonu, bebek şampuanı ve bebek pudrasının kullanımının, bebeklerin idrarında artan miktarda monetil phthalates (MEP), monometil phthalates (MMP) ve monoisobutil phthalates (MIBP) bulunmasıyla bağlantılı olduğunu söyledi.
Bilimadamları, bu bağlantının 8 aydan küçük olan bebeklerde daha güçlü olduğunu bunun sebebinin küçük bebeklerin söz konusu maddelerin zehirleyici etkisine karşı daha hassas olmaları olabileceğini belirttiler.
Sathyanarayana, "Şu anda bunun potansiyel uzun dönemli etkisinin ne olabileceğini bilmiyoruz, ancak hayvanlar üzerinde yapılan araştırmalar bu maddelerin gelişme ve üreme sağlığı üzerinde etkisi olduğunu, insanlar üzerindeki bazı araştırmalar da sağlık üzerindeki olumsuz etkisini gösteriyor" dedi.
Phthalates, plastikleri daha esnek ve kokuları kalıcı kılmak için kullanılıyor. Bu maddeler oyuncaklar ve kişisel bakım ürünlerinde de bulunuyor.

ntvmsnbc 08/02/2008
*************************************************************************************

Evlerde Yaşamı Tehdit Eden Kimyasallar

Belki bugün görünüşte daha rahat, daha şık, daha güvenli, daha modern evlerde oturuyoruz, ama kesinlikle daha sağlıklı evlerde değil. Üstelik bir de bazılarının 'Amcası, bizim ev bir akıllı, bir akıllı ki...' diye övündüğü türden evlerde oturuyorsanız iyice yandınız demektir.
Hesap ortada, eviniz ne kadar akıllı ise o kadar çok kimyasal maddeye maruz kalıyorsunuz demektir. Yiyip içtiklerimizden giyinip kuşandıklarımıza... halılarımızdan perdelerimize... koltuklarımızdan duvar kağıtlarına... temizlik ürünlerinden kozmetiklere... bilgisayarlardan cep telefonlarına... binlerce kimyasal madde ile birlikte yaşıyoruz.

FORMALDEHİDE DİKKAT
Formaldehit bunlardan biri. Mobilyalar, dolaplar, yer döşemeleri, halılar, duvar kağıtları, temizlik malzemeleri, kozmetikler, boya ve cilalar, kumaş dokumalar, elbiseler... formaldehit içeren ürünlerden bazıları.
Uçucu organik bir madde olan formaldehit, burun tıkanıklığı, boğazda gıcık hissi, gözlerde sulanma, kızarma, kaşıntı... şeklinde tahrişlere ve öksürüğe neden olabildiği gibi, yorgunluk, uyuklama, deri döküntüleri, baş ağrısı ve baş dönmesi, konsantrasyon bozukluğu... gibi çok farklı şikayetlere ve astım krizlerine de yol açabiliyor. Hayvanlar üzerinde yapılan araştırmalar, formaldehitin kanser yapıcı etkisinin de olabileceğini göstermekte.
Formaldehitin evlerdeki miktarı, esas olarak evin eskiliği ve evde bulunan preslenmiş tahtadan yapılan eşyaların çokluğuna göre değişiyor. Evin ısı ve nemi ne kadar yüksek ve eşyalar ne kadar yeni ise, formaldehit yayımı o kadar fazla oluyor.
ÇOCUK OYUNCAKLARINDAKİ BÜYÜK TEHLİKE
Fitalatlar karbon, oksijen ve hidrojenden oluşan ve yumuşatılması için PVC'ye ilave edilen organik bileşiklerdir. Bunlar yer karoları, streç filmler, boyalar, duş perdeleri, çocuk oyuncakları, tişört baskıları, yapay deri ve tırnak boyaları, saç jölesi... gibi kozmetiklerde, kısaca her gün hepimizin kullandığı sayısız üründe bulunmaktadır.
İsveç'te yapılan araştırmada evlerindeki tozlarda yüksek miktarda fitalat bulunan çocuklarda astım, alerjik nezle ve egzama gibi hastalıkların daha fazla görüldüğü ve daha şiddetli belirtilere neden olduğu belirlendi.
Avrupa Birliği bu maddenin çocuk oyuncaklarında kullanılmasını yasakladı.
Başta tekstil, mobilya olmak üzere bazı elektrikli ve elektronik aletlerde yanmayı geciktirici olarak kullanılan PBB ve PBDS gibi bromlu bileşikler solunum, deri veya ağız yoluyla vücudumuza girerek kansere, hormonal bozukluklara ve kısırlığa yol açabiliyor. Bu maddelerin Avrupa Birliği ülkelerinde, elektrikli ve elektronik aletlerin yapımında kullanılması 2005 Temmuzu'ndan bu yana yasak.
PARFÜMLER SİGARA KADAR ZARARLI
Özellikle hanımların vazgeçemediği güzel kokulu ürünlerin sağlığımız için sigara kadar zararlı olabileceğini biliyor muydunuz? Ev temizlik ürünlerinde, parfümlerde, çamaşır temizlik sıvılarında, kırtasiye malzemelerinde, plastiklerde, ilaçlarda ve hatta yiyecek ve içeceklerimizde bulunan 5.000'den fazla koku verici madde var. İnanılır gibi değil ama tek bir parfüm 500 sentetik kimyasal içerebiliyor ve bunların büyük çoğunluğunun insan sağlığı üzerine toksik etkileri tam olarak bilinmiyor.
Kokuların çoğu solunum sistemi için tahriş edici özelliği olan uçucu organik bileşiklerdir ve astımlı hastalarda öksürük, hırıltılı solunum ve nefes darlığına neden olduğu eskiden beri bilinir. Bazı kokular, gözlerde sulanma, kaşıntı ve kızarma, burun tıkanıklığı, sinüzit, öksürük, boğaz ağrısı ve göğüste sıkışma hissi de oluşturabilir.
Araştırmalar kokuların, kalp, dolaşım ve beynin elektrik aktivitesi üzerine de etkileri olduğunu ortaya koymuştur. Bunlar baş ağrısı, konsantrasyon bozukluğu, yorgunluk, uyuşukluk gibi şikayetlerdir.
Derimiz de kokulardan nasibini kaşıntı, kabartı ve egzama ile alıyor.
Gelelim neticeye: 'Eviniz akıllı değil, sağlıklı olsun' demekten başka bir şey de gelmiyor elimden.

Prof. Dr. Ahmet Rasim KÜÇÜKUSTA
gıdaraporu, 08/04/2007

***********************************************************************************************

Hayatınızdan kimyasalları çıkartın!

Soluduğunuz hava farklı kimyasallardan etkilenerek ev içi ve ev dışında sürekli kirleniyor.

Soluduğunuz hava farklı kimyasallardan etkilenerek ev içi ve ev dışında sürekli kirleniyor. Modern evlerin inşasında ve döşemesinde kullanılan malzemelerde; yapıştırıcılarda, halılarda, boyalarda, PVC pencerelerde, mobilyalarda, tekstil ürünlerinde; temizlik malzemelerinde, oda spreylerinde, parfümlerde, saç spreylerinde, kişisel bakım ürünlerinde ev içi havanız zararlı kimyasal maddeler tarafından zehirleniyor.

Çocuk Sağlığı Hastalıkları ve Çocuk Alerjisi Uzmanı Prof. Dr. Yonca Nuhoğlu, bu kimyasallara maruz kalan astımlı çocukların hayatının kâbusa dönüştüğüne dikkat çekiyor!

Prof. Dr. Yonca Nuhoğlu, alerjisi olsun ya da olmasın bu kimyasallara maruz kalan birçok çocukta ve yetişkinde havayolu hassasiyeti oluştuğunu belirtiyor. Alerjisi ve Astımı olan kişilerde ise, bu maddelere fazla ölçüde maruz kalmak astım alevlenmesini de beraberinde getiriyor. Astım alevlenmesine neden olan uyaranların başında kimyasal madde buharı ve sigara geliyor. Astımlı yetişkinler çamaşır suyu, parfüm gibi sık kullanılan kimyasallarla şikâyetlerinin arttığını rahatça ifade edebiliyorken; çocuklar için bunu fark etmek çok daha zor oluyor.

 

Prof. Dr. Yonca Nuhoğlu; astımlı olmayan anne ve babaların, kendi hayatlarına son derece doğal bir şekilde girmiş olan kimyasalların olumsuz etkilerini çocuklarında astım sıkışması olarak gösterebileceğini düşünmediklerini belirtiyor.  Özellikle evlerde ve okullarda hijyen nedeniyle çamaşır suyu, kolonya, anti-bakteriyel el temizleme jeli gibi malzemelerin kullanılmasının bir çok astımlı çocuk için atak ve kabus anlamına geldiğine değinerek, bu maddeleri soluyup, nefes darlığı yaşayan çocuğun çoğu kez gününü revirde tamamlamak zorunda kaldığına dikkat çekiyor.

Kokulu Yapıştırıcılar
Çocukların gelişiminde el becerilerinin arttırılmasına yönelik çalışmalar çok önemli bir yer tutarken, kullanılan kokulu yapıştırıcıların astım için büyük tehlike oluşturduğunun altını çiziyor. Prof. Dr. Yonca Nuhoğlu, son zamanlarda okul çağında alerjik bronşit /astımı olan çocuk sayısındaki artışın, birçok okulda kokusuz yapıştırıcıların kullanımını gündeme getirdiğini belirtiyor.
 
Nuhoğlu, kapalı ortamlardaki havanın temiz kokmasını sağlamak amacıyla kullanılan oda ve araba spreylerinin zararlarına değiniyor ve çamaşırların yıkanması sırasında kullanılan yumuşatıcıların kurutma işlemi açık havada yapıldığında sorun yaratmadığını; kışın ev içinde kalorifer petekleri üzerinde kurutmanın kimyasal buharı oluşturduğunu ve astımlılar için en güçlü atak tetikleyicisi olduğunu sözlerine ekliyor.

Prof. Dr. Yonca Nuhoğlu astım hastalarının ev havasını temiz tutmak için, ev inşasında mümkün olduğunca ahşap malzeme kullanılmasını, boya ve yapıştırıcılarda su bazlı kokusuz malzemelerin seçilmesini, evlerde boydan boya halı kaplama tercih edilmemesini, ev temizliğinde doğal sabun kullanılmasını veya kimyasal sıvı temizleyicilerin kokmayacak şekilde az kullanılmasını, hijyen için çamaşır suyu kullanılmamasını, çamaşırların ev içinde kurutulmamasını ( ev dışında veya kurutucularda kurutulması), oda ve araba parfümleri kullanılmamasını, ev içinde kişisel parfüm ve saç spreyi sıkılmamasını, ev içinde hiç bir odada sigara vb. tütün ürünlerinin tüketilmemesini, tadilatlar sırasında mümkünse evde ikamet edilmemesini veya çocuğun uzaklaştırılmasını tavsiye ediyor.

11:40 | 12 Eylül 2011 Milliyet Gazetesi

 *******************************************************************************************

Bakliyatların gücü!

Gerek kanserden korunmada gerekse hastalığın tedavisi sırasında beslenmede, sebze-meyveleri mevsiminde tüketmek, pazarlardan tazelerini almak, işlemden geçmiş gıdalardan uzak durmak önemli...

Universal Hastaneler Grubu İtalyan ve Çamlıca Hastaneleri Tıbbi Onkoloji Direktörü Prof. Dr. Erkan Topuz, doğru beslenmeyle kanserden korunma yolları  hakkında bilgi vermeye devam ediyor:
 “Günümüzde kemoterapi ilaçlarına   300-400 milyar dolar harcanıyor. Bu rakam, 10 yıl sonra 500 milyar dolara çıkacak. Korunmaya bu paranın yüzde 10’u ayrılsa kansere bu kadar hızla yakalanmayız. Çocuklar anne karnından itibaren organik gıdayla beslenirse yüzde 60 oranında kanserden korunurlar. 25 yaşından sonraysa bu oran, yüzde 20’ye iniyor.

Haftada iki kez bakliyat tüketin Her hafta semtinizde kurulan bir pazara çıkın, karahindiba, kuzu kulağı, tere, biberiye, maydanoz, dereotu, kara turp, havuç alın. Bu aldıklarınızdan 2-3 tanesini bir arada yemek çok faydalı.
Atalarımız sofraya kuru fasulye, mercimek ve nohut olmadan oturmazmış ama bu alışkanlığımız giderek azalıyor. Baklagiller çok yararlı. Özellikle kolon ve mide kanserine karşı en önemli koruyucular.
Kemoterapi sırasında hastalara yeşil mercimek yemeği ve çorbası veriyoruz. Şimdi barbunyanın tam zamanı, betakaroten içerdiğinden hastaların haftada iki kez zeytinyağlı barbunya yemelerini öneririm.

Meme kanserine mantar ve kimyon Mantarın beyaz olanı alınmamalı,  çünkü bu kimyasal işlem görmüş, beyazlatılmıştır. Temizlenmemiş mantar alınıp haftada 2-3  kez tüketilmeli. Özellikle  meme kanseri olup HER2’si pozitif alanlarda mantarı tavsiye ediyoruz. Ayrıca kimyon da yine meme kanseri hastalarına önerdiğimiz baharatlardan.

 

Zerdeçalın üzerine baharat yokBütün baharatlar bizim için değerli özellikle Arnavut biberi, acı biber, zencefil, kimyon çok faydalı ama zerdeçal üzerine baharat yok. En şifalısı, bütün kanserlerden koruyucu. Koruyucu olduğu gibi tedavisi sırasında da etkili.
Tümörün doğrudan doğruya bağlanmasını sağlayan yani kanlanmasına mani olan bir madde var zerdeçalda. Ancak zerdeçalın hakiki olanı alınmalı. 

09:48 | 20 Ekim 2011 Milliyet Gazetesi